Gündem

Toprak Yandı, Vicdan Uyandı mı?

· 07 Tem 2025, 06:11 · 0

Bu yaz yanan sadece ağaçlar değildi.
Yanı başımızdaki ormanlar alev alev yanarken, içimizde sessiz yangınlar başladı. Kimimiz uzaktan izledi ekran başında, kimimiz hortumla su taşıdı, elleri yanarken… Ama hepimiz, bir yerimizden eksildik.
Kuşlar gökyüzünde değil, dumanda kayboldu bu yaz. Tavşanlar kaçamadı, karacalar yollarını şaşırdı. Orman sadece yeşil değildi; o bizim nefesimizdi, umudumuzdu, geleceğimizdi. Şimdi o umut, siyaha bürünmüş dallar arasında sessizce bekliyor.
Kimi yerlerde evler tahliye edildi. İnsanlar, bir ömürlük emeklerini bırakıp çıktı dışarı. Penceresini son kez kapatan yaşlı bir kadının gözlerindeki o boşluk, duman kadar ağırdı. Kimi çocuklar, en sevdiği oyuncağını bırakıp kaçtı; bir daha geri dönemeyeceğini bilmeden…
Bu yangınlar bize bir şeyi tekrar hatırlattı: Doğa susar, ama asla unutmaz. Biz, görmezden geldiğimiz her çöpü, her söndürülmemiş izmariti, her ihmal edilen uyarıyı bir gün böyle ağır öderiz. Ödedik de…
Ama hâlâ bir şeyler yapılabilir.
Bir çocuğun avucuna verdiğiniz fidanla, yaşlı bir çınara dokunur gibi özenle konuşarak… Toprağa saygı duyarak, ateşe mesafe koyarak. Bilinçli davranarak. Sadece doğayı değil, içimizdeki insanı da kurtarabiliriz.
Bu yangınlar bir uyarıydı.
Daha fazla geç kalmamak için doğayı korumayı bir refleks haline getirmek zorundayız. Çünkü doğa yalnızca güzellik değil; o, bizim hayatta kalma sebebimiz.
Yanan ağaçların dili yok belki. Ama bir fırtına gibi içimize konuşuyorlar:
“Geç kaldınız… Ama hâlâ zaman var.” konusu günümüzde oldukça önem kazanmış bir alan. Bu konuda uzmanlar farklı görüşler ortaya koyuyor. Yapılan son araştırmalar, Bu yaz yanan sadece ağaçlar değildi.
Yanı başımızdaki ormanlar alev alev yanarken, içimizde sessiz yangınlar başladı. Kimimiz uzaktan izledi ekran başında, kimimiz hortumla su taşıdı, elleri yanarken… Ama hepimiz, bir yerimizden eksildik.
Kuşlar gökyüzünde değil, dumanda kayboldu bu yaz. Tavşanlar kaçamadı, karacalar yollarını şaşırdı. Orman sadece yeşil değildi; o bizim nefesimizdi, umudumuzdu, geleceğimizdi. Şimdi o umut, siyaha bürünmüş dallar arasında sessizce bekliyor.
Kimi yerlerde evler tahliye edildi. İnsanlar, bir ömürlük emeklerini bırakıp çıktı dışarı. Penceresini son kez kapatan yaşlı bir kadının gözlerindeki o boşluk, duman kadar ağırdı. Kimi çocuklar, en sevdiği oyuncağını bırakıp kaçtı; bir daha geri dönemeyeceğini bilmeden…
Bu yangınlar bize bir şeyi tekrar hatırlattı: Doğa susar, ama asla unutmaz. Biz, görmezden geldiğimiz her çöpü, her söndürülmemiş izmariti, her ihmal edilen uyarıyı bir gün böyle ağır öderiz. Ödedik de…
Ama hâlâ bir şeyler yapılabilir.
Bir çocuğun avucuna verdiğiniz fidanla, yaşlı bir çınara dokunur gibi özenle konuşarak… Toprağa saygı duyarak, ateşe mesafe koyarak. Bilinçli davranarak. Sadece doğayı değil, içimizdeki insanı da kurtarabiliriz.
Bu yangınlar bir uyarıydı.
Daha fazla geç kalmamak için doğayı korumayı bir refleks haline getirmek zorundayız. Çünkü doğa yalnızca güzellik değil; o, bizim hayatta kalma sebebimiz.
Yanan ağaçların dili yok belki. Ama bir fırtına gibi içimize konuşuyorlar:
“Geç kaldınız… Ama hâlâ zaman var.” ile ilgili yeni bulgular ortaya çıkardı. Gelecekte bu alanda daha fazla gelişme bekleniyor.

Loading spinner
Yazar

Yorum Yaz